21 Eylül 2012 Cuma

unutmadıklarım-1

Ben şimdiye kadar kendi hafızamın güçlü olduğunu sanırdım;ama düşündüm de bugün, hayır. hiç kimse hiçbir şey unutmuyor. 
ben unutmadım mesela ilkokul öğretmenimin saçlarındaki büyük büyük kepekleri, rujunun hep dudağından büyük sürüldüğünü, bacaklarının çirkin olduğunu, ve o onun sevdiği -bu yüzden önde oturttuğu- çok güvendiği -bu yüzden evinin anahtarını verdiği- sınıf başkanının onun evinden çaldığı küçük taşı, bize gösterirken duyduğu heyecan-korku-gurur karışımı duygusunu unutmadım.
 ortaokuldaki sosyal bilgiler öğretmenimin masanın altında elini bacaklarının arasından çıkarmadığını da unutmadım. gözlerinin korkunçluğunu, pantolonunun altından görünen boxerı, sevmediğim bi kızın masasına sınav kağıdını bırakırkenki ifademi görünce uyardığını da unutmadım
en uzun süre kaldığımız evdeki pencereleri unutmadım, en çok da çocuk odasındaki pencere hatrımda. , ben o pencereden bakarken benden sadece üç yaş büyük abimin arkamdan pencereden bakma bahanesiyle bana yapışıp durduğunu hiç unutamam. 
abimin kumbarasını da unutmuyorum, ona olan kızgınlığımı paralarını çalarak çıkarıyordum. arkadaşım B. ile gidip harcıyordum; tadı farklıydı. o paralarla aldığım her şeyin tadı her zamankinden farklı geliyordu bana.  alıp yediğim şeyler hep tuzluydu! 
bi gün de akşama doğru aşağıda, hemen o pencerenin altında; arkadaşım B. ile gördüğümüz, birleştirdiğimizde çıkan manzaranın gerçekliğini çok uzun süre sonra anladığımız fotoğraf parçalarını unutamam. 
arkadaşım B.nin fotoğrafın ne olduğunu anlayıp -benden bir yaş büyük olduğuna dayanarak- elimden alıp bu kez daha küçük parçalara ayırıp mezarlıkta yok ettiğini de unutmadım. 
diğer odada ise, ki o yatak odasıydı abim ve yengemin yatak odasıydı; orda ablamın benimle öpüşme provaları yaptığını, beni soyup kafasındaki senaryoya göre eşarptan yaptığı etekleri giydirdiğini, yengemin şimdiki yatak odasına bile girdiğimde hatırlıyorum. yani, unutmadım.
o odanın hemen yanında banyo vardı; banyo ile kiler yapışıktı aynı zamanda, bunları da hatırlıyorum. kilerde, bakınca banyonun görülebildiği bir oyuk vardı. her seferinde içinde abimin gözü. hemen yanında duran şişi sokmayı düşünmedim, hayal etmedim değil... hala da hayal etmediğim; yalandır....=) 
banyodan salona gecen korıdoru da koridorun gece aldığı korkunç karanlık halini de ordan gecerken abimin sürtünerek geçişini de,  büyük abimin o korıdordan gecerken boy hesabı için tavana vurmaya çalışışını da unutmadım. 
ve salon; uzun bir ayna, mutfak, yerde ayağıma batan kırmızı bir halı, büyük oda ve ondan küçük oda, yani normal insanların salon dediği ODA=) 
mutfaktaki büyük, hani olur ya, mavi- büyük termosu, eski ocağın karşısındaki pencereden görünen alt katın yatak odasını, penceredeki yağ izlerini, kırmızı bulaşık sepetimizi, lavabonun altındaki boşluğu kapatsın diye annemin yine dikişteki maharetini gösterdiği siyah ekoseli artık perde olan bez parçasını unutmadım..
mutfağın yanındaki -salon-olan odanın tavanına astığımız pervaneyi daha geçenlerde yeğenimle konuştuk..
o odada uyuduğum bi gece deprem olduğunu, dışarı çıkıp minibüste kaldığımızı ve dedemin ölümden kaçılmaz diye kıpırdamadığını da hatrladım bak. 
tek balkonumuz vardı o da bu -odaya- bağlıydı.  amcamın karşıdaki evine ve ana caddeye  ve her yalnız geçişimde illa ki bir tacize uğradığım köprüye bakıyordu ..
büyük oda vardı hemen yanında, büyük avizelerimiz vardı; büyük koltuklar; misafir odasıydı yani. =) avizeden düşen parçaları çok severdim; ablam büyük diye alırdı benden, küpe gibi alır kulağına yaklaştırırdı; delik de değildi kulağı hani; ona kızıyordum! =) o odada misafirlerin çok fazla olduğu bir akşam küçük abimin bizden küçük olan bütün çocukları toplayıp hepsinin içinde oyun diye üzerime atlayışını da unutmam. yine o odada yine o kadar kalabalıkken körebe -işte bu ismi yanlış hatırlıyor olabilirim=))-oynardık. gözümü bağladığım her seferde, kimin olduğunu bildiğim elleri hissederdim vücudumda..................öyle işte unutmadım bunları. daha unutmadığım çok şey var..... buraya yazıp yazıp dökersem belki kendimi azat ederim diye düşünüyorum... belki de R. yine haklıdır...................................... uykusuz geçecek bir gece daha....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder